Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğretmenlerin beyaz önlük giymesi kararına yönelik tepkilere ilişkin “Türkiye hukuk devletidir, hukuk devletinde sivil toplum örgütleri, kamu otoritesine hukuk kuralı dayatma yetkisine sahip değildirler. Bu, kamu otoritesinin yerine koyan vesayetçi bir yaklaşımdır. Kusura bakmasın kimse, ben vesayetin her türlüsüne karşıyım. Kimse benim bulunduğum yerde kanun koyucunun yerine kendisini koyamaz” dedi.
(ANKARA) – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğretmenlerin beyaz önlük giymesi kararına yönelik tepkilere ilişkin “Türkiye hukuk devletidir, hukuk devletinde sivil toplum örgütleri, kamu otoritesine hukuk kuralı dayatma yetkisine sahip değildirler. Bu, kamu otoritesinin yerine koyan vesayetçi bir yaklaşımdır. Kusura bakmasın kimse, ben vesayetin her türlüsüne karşıyım. Kimse benim bulunduğum yerde kanun koyucunun yerine kendisini koyamaz” dedi.
Bakan Tekin, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nın konuğu oldu. Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılı ile eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtlayarak, değerlendirmelerde bulundu.
“PISA sonuçları sonrasında Avrupa ülkelerinde ‘Bizde problem nedir?’ tartışması yürütülüyor. En büyük nedenlerden birinin dijitalleşme ve öğrencilerin eğitim-öğretim süreçlerinde cep telefonu, sosyal medya ve dijital içerikleri yoğun şekilde tüketmesi olduğu değerlendiriliyor. Bu konuda sizin değerlendirmeniz nedir? Türkiye’de bu konuda nasıl bir uygulama var” sorusu üzerine Tekin, 2023’te bakan olarak göreve başlamasının ardından her yaz eğitim öğretim yılı ile ilgili genel uygulamaları anımsatan birer genelge yayınladıklarını hatırlattı. Türkiye’nin, öğrencilere cep telefonu yasağa getiren ilk ülkelerden biri olduğunun altını çizen Tekin, ardından birçok Avrupa ülkesinde okullarda cep telefonu kullanımının yasaklandığına dikkati çekti. Tekin, “Bu yasak disiplinli bir şekilde bütün Türkiye’de uygulanıyor. Bu yıl biz başka bir şey daha ekledik buna. Öğretmen arkadaşlarımız da bazen sınıftaki cep telefonu kullanımını biraz abartan arkadaşlarımız vardı.
O yüzden bu yıl öğretmen arkadaşlarımızın da derste cep telefonu kullanmamaları konusunda bir uyarıda bulunuldu” dedi.
Tekin, “Bu yıl eğitim genelgesinde öğretmenlerin beyaz gömlek giymesi hususu yer aldı. Buradaki hedef nedir? Çok disiplinli bir sürece mi gidiyoruz? Yani cep telefonu yasak, öğretmenler ve öğrenciler tek tip giyinecek, böyle bir süreç mi var” sorusu üzerine şöyle devam etti:
“Katıldığımız her il programında, resmî programlarımız dışında gayriresmî olarak okul ziyaretleri yaptık. Burada rahatsız olunan bazı uygulamalar var. Mesela veliler diyorlar ki: ‘Okula gidiyoruz, öğretmenle öğrenciyi birbirinden ayırt edemiyoruz. Kim öğretmen, kim değil kıyafetinden göremiyoruz. Çok farklı kıyafetlerle bizi karşılayan öğretmenler var.’ Mesela çok marjinal bir örnek olduğu için bunu söyleyeyim: Bir başka ülkenin bayrağını taşıyan bir tişörtle derse giren; işte burada farklı dillerde yazılar olan, farklı siyasi ya da toplumsal sembollere atıfta bulunan, mesajlar veren kıyafetler… Bunların hepsi öğretmen itibarını zedeleyen şeyler ve bizim öğretmen kitlemizin tamamına yakını, öğretmen itibarına yakışır, öğretmenin saygınlığına yakışır şekilde zaten giyiniyor. Ancak arada bu tür kötü örnekler bütün öğretmen arkadaşlarımızı da zan altında bırakıyor. Dolayısıyla biz 2023’te dedik ki öğretmen arkadaşlarımızın kılık kıyafetleri konusunda daha özenli olmalarını arzu ediyoruz.
“HUKUK DEVLETİNDE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ, KAMU OTORİTESİNE HUKUK KURALI DAYATMA YETKİSİNE SAHİP DEĞİLDİRLER”
Bir diğer konu, bizim mevzuatımıza göre öğretmenlerimiz 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi, kamu görevlisi. Şu anda cari mevzuata göre, eski adıyla Başbakanlık Kılık Kıyafet Yönetmeliği diye bildiğimiz yönetmelik yürürlükte. Zaten o yönetmelikte de erkek öğretmenlerin ve kadın öğretmenlerin nasıl giyineceği tanımlanmış. Dedik ki ‘Bu yönetmelik yürürlükte, bu yönetmeliğe uygun; devlet memuru olduğuna göre öğretmen arkadaşlarımız bu yönetmeliğe uygun giyinsinler.’ Bazı sendikalar kararımıza itiraz ettiler. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde sivil toplum örgütleri, kamu otoritesine hukuk kuralı dayatma yetkisine ve inisiyatifine sahip değildirler. Sivil toplum örgütleri ve sendikalar hukuk kurallarının uygulanmasını takip ederler. Aksi durumda, kanun koyucu gibi davranırlarsa bu, siyaseten, demokratik olarak ve hukuk devleti prensipleriyle çelişir. Bir sendikanın ya da bir siyasi partinin çıkıp da bu konuyu eleştirmesi başka bir şeydir; ama ‘Böyle olmaz, şöyle olacak’ demesi, dayatmacı bir mantıkla yaklaşması kabul edilebilir bir şey değildir.
Bu, kendisini kanun koyucunun, kamu otoritesinin yerine koyan vesayetçi bir yaklaşımdır. Kusura bakmasın kimse, ben vesayetin her türlüsüne karşıyım. Kimse benim bulunduğum yerde kanun koyucunun yerine kendisini koyamaz. Kimse mevzuat yapan idarenin yerine kendisini koyamaz. Böyle tanımlayan kişilere karşı da biz gerekli hukuki mücadeleyi yürütürüz. Ben herhangi bir sendikada orada çalışan kişilerin nasıl giyineceğine dair genelge, bir hüküm mü koydum? Sendikanızda istediğiniz gibi giyinin, beni ilgilendirmiyor. Ama ben kamu kurumu niteliğindeki okullarda ilgili mevzuata göre davranılması gerektiğine dair bir hatırlatma yapıyorum. Dolayısıyla buna karşı çıkan kişilerin yasakçı bir mantık eleştirisi yapmaları tutarsız. Tam tersine, hukuk devletini hayata geçirmeye çalışan bir idare olarak bakmaları gerekir. Biz de şu anda bunu yapıyoruz.”
“ÇOCUKLARIMIZ ORAN VE ORANTIYI GÖRÜRKEN, MATEMATİK KİTABIMIZ ADALET İLKESİ ÜZERİNDEN ANLATIYOR”
“Önümüzdeki yıl bütün öğretim kademelerinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne geçmiş olacağız” diye konuşan Bakan Tekin, şöyle devam etti:
“Sosyal medyada yaratılmaya çalışılan öğrenci profili ile ilgili olarak küresel bir dayatma var. Bu küresel dayatma, tırnak içinde bir ‘küresel dünya vatandaşı’ tanımı yapıyor ve yerel, ulusal, milli değerlerin o yapı içerisinde tamamen eritildiği, çocukların millî değerlerden uzaklaştırıldığı profil ortaya çıkıyor. Bu da ciddi problem. Biz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile dedik ki: Bizim binlerce yıllık bir devlet geleneği olarak ayakta tutan millî değerlerimizi çocuklarımızın kazanması lazım ki biz millet olarak atalarımızdan bize yadigar kalan bu mirası devam ettirebilecek bir kuşak yetiştirebilelim. Örneğin, çocuklarımız matematik dersinde oran ve orantıyı görürken, matematik kitabımız adalet ilkesi üzerinden anlatıyor. Bunun gibi, her dersin içerisinde bizi bu anlamda bir arada tutan temel referans değerleri müfredatın içerisine, her dersin içerisine, konu bütünlüğüne uygun kalmak koşuluyla yerleştirdik. Bu da bizim Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin önemli bir parametresiydi.”
Adrese dayalı kayıt sistemiyle ilgili olarak sorulan soruya ise Bakan Tekin, “Herkes kendi adres bölgesindeki okula kayıt yaptıracak, onun dışındaki yerlere kaydı sınırlandırdık. Şu anda sahadan bize pozitif bir dönüş var. Dikkat edin, bu yıl kayıt ücretiyle ilgili tartışmalar neredeyse hiç olmadı. Çünkü kayıt ücretinin çıkış noktası zaten çocuğun adresine göre olan okula değil de başka bir okula veli çocuğunu göndermek istiyordu ve kanun dışı yollara meyledip kendisinden talep ediliyor doğal olarak bazı şeyler. Onlar kamuoyuna düşüyordu, bu yıl bunların önüne geçmiş olduk bu sistemle” yanıtını verdi.
“BİRİNCİ YARIYIL 14 KASIM’DA ARA TATİLLER BAŞLAYACAK”
Ara tatil uygulamasına ilişkin konuşan Bakan Tekin, şunları söyledi:
“Ara tatil uygulamalarının tarih aralığı, bizim ülkemiz açısından bazı sorunları beraberinde getiriyor. Bizim yasal olarak, hem dünya ortalamalarının altına düşmemek açısından, çocuklarımızın 180 iş günü okula gelmeleri gerekiyor. Ve yine kanun, öğretmenlerin en az iki ay tatil yapması gerektiğini söylüyor. Bu iki yasal düzenlemeye uygun hareket etmek için arada kalan zamanı efektif kullanmak gerekiyor. Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı dokuzar gün olduğu zaman; diğer tatil günleri 1 Mayıs, 23 Nisan, 19 Mayıs, 1 Ocak… Bunların hepsini eklediğimizde bunu hayata geçiremiyoruz. Dolayısıyla bizim ara tatillerle ilgili problemimiz burada odaklanıyordu. Ara bir formül olarak şu an takvim buna uygun: Ramazan Bayramı tatili, ikinci yarıyılda yaptığımız ara tatile denk düşüyor. Belki önümüzdeki yıl Kurban Bayramı’na denk düşecek. Dolayısıyla ara tatili kaldırmadık ama o 180 iş gününün içerisine ve iki aylık öğretmenlerimizle ilgili düzenlemenin zarar görmeyeceği şekilde bu takvime yerleştirmeye çalıştık. Birinci yarıyıl 14 Kasım’da ara tatiller başlayacak; ikinci yarıyıl, Ramazan Bayramı’nın olduğu hafta.”
“İLAVE KİTAP DAĞITIYORLARSA DA BUNUN BİR ÖLÇÜSÜ OLMASI GEREKİYOR”
Tekin, özel okul ücretlerindeki artışa ilişkin sorulan soruya şu yanıtı verdi:
“Biz özel okulların eğitim ücretleri dâhil bütün ücretlerini takip ediyoruz. Evet, çok yüksek, mesela 1.5 milyon liranın üzerinde ücreti olan okul öncesi okul var. Bir veli, çocuğunu buraya göndermeyi tercih edebilir; saygı duyuyorum, parası var. Ama buradan hareketle 12 bin 500 okulun tamamının 1.5 milyonun üzerinde olduğunu iddia etmek haksızlık. Her ekonomik duruma uygun özel okullarımız var. Veli de kendi ekonomik durumuna uygun bir özel okulu seçiyor. Bizim izleyebileceğimiz şey; özel okullarla veli arasında yapılan protokolün gereği olarak veli, özel okula ne kadarlık bir ücret ödeyecek? Bunu, sizinle özel okul arasında yapılan sözleşmeyi biz takip edebiliyoruz. Elektronik ortamda görüyoruz. Siz özel okuldan ne kadarlık bir ücret talep ettiniz? Bunu sistem görüyor artık, kayıt elektronik bankacılık üzerinden yürüdüğü için. Biz oturduk Hazine ve Maliye Bakanlığımızla, TÜİK’le beraber… Burada rasyonel olan, ülkedeki enflasyon hesabıyla uyumlu bir hesaplama tekniği geliştirdik ve onu mevzuata koyduk. Yüzde 35 civarında bir artış bu yıl yapabildiler; bu bizim izleyebildiğimiz, denetleyebildiğimiz alan.
Bu yıl bize gelen şikayetler daha çok, özellikle yardımcı kitap ve kırtasiye üzerinde özel okulların fahiş fiyat olarak tanımlanabilecek kötü örnekler sunan özel okullar olduğuna dair bize veriler geldi. Bizim 23 Eylül’de özel okul temsilcileri ile bir toplantımız var, orada da bu konuyu gündeme taşıyacağım. Ve şimdi zaten özel okullarda ders kitabı olarak bizim ücretsiz dağıttığımız ders kitaplarını okutmak zorundalar. İlave kitap dağıtıyorlarsa da bunun bir ölçüsü olması gerekiyor. Burasının, çocuğunu özel okula gönderen veliye ekstradan fahiş yükler getirecek bir boyutta olmaması gerekiyor. Biz, böyle devam ederse bu tedrici mantıkla önümüzdeki yıl ders kitap, yardımcı kitaplar ve kırtasiye konusunda da bir tedbiri mevzuata koymak zorunda olacağız.”
“Devlet okullarında güvenlik, temizlik gibi konular tartışılıyor. Bu noktada bir değerlendirme yapar mısınız” sorusuna Tekin, “Personel sayısı itibarıyla sorunumuz yok gibi gözüküyor. Değişik sebeplerden kaynaklanan bazı okullarımızda sorunlar tespit edildikçe biz tedbirlerimizi de alıyoruz” dedi.
Gündem Yalova, “Termal Şehirden Taze Gündem” anlayışıyla şehirden yükselen en güncel gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; Yalova’nın nabzını tutan dinamik bir haber platformudur.
Yorum Yap